AYNA AYNA SÖYLE BANA VAR MI BENDEN DAHA HIZLI YİYENİ?

AYNA AYNA SÖYLE BANA VAR MI BENDEN DAHA HIZLI YİYENİ?
13.07.2017

Yemek konusunda biraz atarlı mıyız ne?

Evde yiyorsak, masaya peş peşe yemekler gelsin istiyoruz. Tavuk hızlı pişsin. Dondurulmuş hazır gıdalar market raflarında. Hatta bir kısmı önce pişirilmiş, sonra dondurulmuş! Paket istiyorsak, ki telefon etmemizden itibaren bunun hazırlanması var, pişirmesi var, yolu var olsun, 30 dakikada gelmezse paramızı geri istiyoruz.

Dışarıda yiyorsak, yemek biraz geç kalsa, garsona ayar veriyoruz.

Hep bir acelemiz var.

Önüme hızlıca geldi yemeğim. Çatalımla attım lokmayı ağzıma, iki, üç, bilemediniz dört kez hızlıca çevirdim. Ve yuttum. İşte size çiğneme alışkanlığımızın özeti.

Yemek boyunca çatalı elden bırakmıyoruz. Ne olur ne olmaz, her an bir gıdaya saplamaya hazırız. Ağzımızdaki lokmayı yutmadan, bir sonraki de çatala takılı. Gözler de az uzaktaki tabakları kesiyor.

2011 yılında Amerikalıların yemek yeme alışkanlıkları üzerine bir araştırma yapılmış: OECD ülkeleri arasında yemek hazırlamaya en az vakit ayıranlar onlar. Bütün gün yemek hazırlamaya ayırdıkları vakit sadece 30 dakika. Yine tüm gün yemek yemek için ayırdıkları vakit de 75 dakika. OECD ülkeleri ortalaması 100 dakika. Obezite de en yüksek onlarda. Bir yerlerden tanıdık geldi mi?

Peki böyle hızlıca yuttuğmuzda ne oluyor? 3-4 kere çiğnedik ve yemek borusundan mideye gönderdik. Hele hafif sıcaksa, nefesimizle lokmayı soğutup olduğu gibi aşağıya indirdik. Üff bu lokma büyük.

Ve lokma ne kadar büyükse, midenin işi de o kadar zor. Üç seçeneği var, ya daha çok kas hareketi yapacak, ya daha çok asit salgılayacak ya da her ikisi de. Midenin asit salgılayıp bu lokmayı parçalaması lazım ama yaş ilerledikçe mide asidinin salgılanması da çok kolay olmuyor eskisi gibi. Mide ne yapsın? O zaman tam da parçalanamadan ince bağırsaklara geçiyor. O parçalardan ne emilebilinirse. Ve oradan kalın bağırsağa. Sonuç: Hazımda sıkıntılar, bağırsakta biriken gıda kalıntıları, sıklıkla kabızlık ve daha neler.


Sindirim bildiğiniz gibi ağızda başlıyor. Yani sindirim üç kafadardan oluşuyor: Ağız, mide ve bağırsaklar. Eğer ağzımıza aldığımız lokmayı, hakkıyla çiğnersek bakın vücudumuza nasıl bir iyilik yapmış oluyoruz:
Birincisi mideye gıda daha küçük parçalar halinde indiği için, bundan sonraki sindirim adımları da kolaylaşıyor ve mide ve bağırsağın yükü azaltmış oluyor. Bu da besinin daha iyi emilimine yol açar ve yediklerimizin enerjiye dönüştürülmesine. Zaten biz bu nedenle yemiyor muyuz?

İkincisi, uzun süre çiğnemek yediğiniz yemeğin farkına varmanızı sağlar. Doymayı hissedersiniz. Daha az yersiniz. Ve doğal olarak kilo verirsiniz. Ama çiğnemeden yuttuğumuzda doyum hissine de ulaşamıyoruz. Daha fazla yemek istiyoruz.

Üçüncüsü, tükürüğün içinde sindirime destek enzimler vardır. Ne kadar uzun çiğnerseniz, tükürükteki enzimler de o kadar görevlerini yapabilirler. Mesela bunların içindeki enzimlerden biri, yağları parçalar.Erkenden parçalansa da, olur olmaz yerlerimizde birikmese daha iyi olmaz mı?


Dördüncüsü, lokmayı hakkını vererek çiğneme, vücudun daha az enerji harcamasına da yol açar. Düşünün, her gün enerji tasarrufu yapsa, daha az yıpransa ve enerjisini vücudu yeniden yapılandırma gibi işlere ayırsa şahane olmaz mı?


Beşincisi, dişleriniz doğru şekilde çalışmış olur, işe yararlar. Bu arada salgılanan tükrük bezi, dişin çürümesini de engellemeye katkı sağlar.

Altıncısı, gaz, geğirme, kabızlık, mide sancısı gibi rahatsızlık veren konularla da vedalaşırsınız.

Yedincisi, yediğinizin tadını alırsınız. İçindeki tüm aroma, tüm tatlar, baharatlar ağzınızda dans eder ve sizi mutlu eder. Yediğinizin hoşluğunu anlamanızı sağlar.
Yani özetle, çok çiğnediğinizde sindirim tam da olması gerektiği gibi ağızda başlar.
Ve belki de hepsinden önemlisi, insana bir sabır duygusu geliyor, bu şekilde çiğnemeye alıştıktan sonra. Karşınızdakini sabırla dinliyorsunuz. Sakinleşiyorsunuz. Bir huzur geliyor. Doğu tıbbı uzmanları, tam da bu nedenle olsa gerek, ağzınızdaki lokma bitse dahi, 50 kez çiğneyin diyorlar.


Tamam, hemen itiraz etmeyin, yuh, daha neler diye.

Çiğnemeye konsantre olun, lokmalarınızı sayın ve hayattan bezecek yeni bir bilgi olsun bu size demiyoruz.

Sadece yiyeceğinizi yiyin hakkını vererek. Yutmayın. Tadına bakın. Ağzınızda aromayı hissedin, farklı tatları hissedin. Tadını çıkarın. Yediğinizin farkında olun. O an telefona bakmayın.

Çiğnemek yeme prosesinizin doğal bir parçası olsun.

Seyredin kendinizi aynada bir kez de olsa yemek yerken. Bir kez olsun ağır çekim yiyin.

Tek söylediğimiz bu.

Laya’dan sevgilerimizle,

Soru ve yorumlarınızı her zaman info@laya.istanbul adresimize iletebilirsiniz.


bulten

E-BÜLTEN

E-posta adresinizi girin Kendinizi İyi Hissetmek İçin 5 Önerimiz kitabını hemen gönderelim.


KAPIDA NAKİT
ÖDEME

Verdiğiniz siparişleri isterseniz kapıda Nakit ödeyebilirsiniz

KAPIDA KREDİ KARTI İLE ÖDEME

Verdiğiniz siparişleri isterseniz kapıda Kredi Kartı ile ödeyebilirsiniz

HAVALE İLE ÖDEMEDE İNDİRİM

Havale ile yapılan ödemelerinizde %5 İndirim.

MOTOKURYE İLE HIZLI TESLİM

Saat 12:00’a kadar verilen siparişlerde motokurye ile hızlı teslim

GÜVENLİ
ALIŞVERİŞ

3D Secure ile %100 güvenli alışveriş